Gıda ile İlişkimizdeki Gelgitler

ASLI TÜR / 14 Temmuz 2020

Her türlü analiz, diyet, egzersiz programı… Bunları şimdilik kısacık bir rafa koyup buraya bir bakalım mı?

Gıda ile ilişkimizde neredeyiz?  En son ne zaman, suçluluk duymadan, bedenimizi dinleyerek, onu gerçekten ihtiyacı olan besinlerle besledik?

Beslenme terapisi tanıtım toplantılarında yaptığımız kısa bir egzersiz var.  Gıda ile ilişkimiz konusundaki en eski anımıza gitmeye çalışıyoruz. Kimimiz çok hazla ve hızla giderken, kimimiz en ufak bir şey hatırlamakta zorlanabiliyoruz. Hatırlayabilenlerimizin ortak paydası şu oluyor: bu anıların hiç birinde yediğimiz gıdaya ve olması gerekene karşı bir kaygı, bir doğru/yanlış algısı, bir huzursuzluk hissetmemek.  Aksine mutluluk, huzur, paylaşılan yiyeceklerin sadece midemizi ve bedenimizi değil, tüm varlığımızı beslediği duyusal ve duygusal bir tecrübe baki oluyor…

Bütünsel beslenmenin ve fonksiyonel tıbbın dünyada öncülerinden, Dr Mark Hyman bu konuda çokça yazıyor.  Tekrarladığı önemli bir şey var: Duygu durumumuz, etrafımızdakilerle ilişkimiz ve genel huzurumuz yerinde değilse, istersek sadece dünyanın en harika süper-gıdalarını tüketiyor olalım, sağlıklı olamayız.

Benim için buradaki en önemli şeylerden biri de gıda ile olan, sürekli bir kaçınma ve mahrumiyet üzerine kurduğumuz, farkında bile olmadan çocuklarımıza da öğrettiğimiz ve modellediğimiz bir kısır döngü var.  Yemek istemediği zaman peşinde gezilen bebek, büyürken ister istemez kendi içgüdülerine güvenmekte zorluk çekiyor, az yediğini düşünüyor, biraz daha fazla tüketiyor… Bir süre sonra medyada çokça kabul gördüğüne şahit olduğu “çok ince olma” arzusu içinde yemek yemek suçluluk duygusunu doğurmaya başlıyor. Sonunda yediklerini kantitatif olarak kontrol edebiliyor olabilmek ile duygusal durumlarda edemez olmanın suçluluğu arasında bir yolculuk haline gelen gıda ile olan ilişkisi, kendisini üzerinden tanımladığı, başarı ve başarısızlık hissiyatı arasına yerleşen bir olgu halini alıyor.  Bu süreçte beden de psike de gerçek, doyurucu, besleyici olandan hızla uzaklaşıyor.

Tanıdık geldi mi?

Farkındalığın tıbbı üzerine çalışmalar yapan Dr Nirdosh Kohra, gıdalara karşı geliştirdiğimiz alerjileri bile, hücrelerimizin içine yerleşen anılara bağlıyor; eğer belli bir gıdayı tüketirken hoş olmayan bir tecrübe yaşarsak, bu anıyı kaydettiğimizi ve aynı gıdanın her tüketiminde hücre zekasından bunu hatırlayıp tepki verdiğimizi anlatıyor.  Bu yaklaşımda da yemek yemenin ne kadar sensüel ve bütünsel bir deneyim olduğunu görebiliyoruz.

Bu bütünsel bakış içinde, kendi anılarımızın ve tetiklerimizin farkına vararak, bedenimizi dinlemeyi hatırlayarak, doğru-yanlış algısını bir kenara bırakıp, kişisel özerkliğimize ve kendimize uygun beselenebilir, bu süreçte hem bedenimizi hem ruhumuzu ihtiyac duydugu ve hakettiği şekilde destekler duruma gelebiliriz.

Bu süreçte sırtımızdan indireceğimiz bize ait olmayan yüklere girmiyorum bile . Sıhhatle.

X
X
Aşağıdaki formu doldurarak Ücretsiz Bilgilendirme Görüşmesi talebinde bulunabilirsiniz.