Normale dönemeyiz, çünkü eski normalimiz sorunun ta kendisiydi.

ASLI TÜR / 24 Haziran 2020

Günlerdir bu bağlamda söylemler çıkıyor karşıma ve ben buna doğru çekiliyorum.

Kemiklerimde bildiğim bir gerçek çünkü bu.

Bu kendimizi içinde bir anda bulduğumuz düzenin başı neredeydi ki, sonu olacağını düşünelim?  

Covid-19 bünyesinde takip ettiğim iki tane ana akım yaklaşım var diyebilirim.  Birincisi ve daha baskın olan, ‘germ theory’ ve ‘contagion’ üzerinden bu virüsün insanlara zıplamış bir mikrop olduğu ve birbirimize geçirerek hızla ilerlediği anlatımı.  Bu öykünün, geldiğimiz noktada gerçeklik payı var elbette.  Özellikle hastalığa dönüşme ve ağır seyretme noktasında.

İkinci, daha tartışmalı olan anlatım ise dünya üzerinde birden var olduğu düşünülen bu mikrobun aslında çevresel faktörlere, özellikle dünyanın elektronik dengesinde yapılan büyük değişikliklere (5G gibi) ve ekosistemin [doğa sömürücü yaklaşımlar etkisiyle] bozulmuş, dönüşmüş, insan yaşamına olanak sunan alt yapının da sarsılmış olmasıyla tehdit haline gelmesi hikayesi.  Doğal ortamlarda zaten var olan virüslerin mutasyona uğramasının, ya da laboratuvar ortamında bozulmasının bir sonucu olarak insan bedeninin (zaten taşıdığı toksin yükü itibariyle) yönetemeyeceği bir boyuta geldiği anlatısı.

Bir tarafta bağışıklık sistemi paniği, ACE2 reseptörleri, sitokin fırtınaları, mineralleri kaçıran bir virüs ortamında alınması/aman sakın alınmaması gereken vitaminler, yavaş yavaş bedeni korku aracılığıyla ele geçiren bir yaklaşım…

Diğer tarafta, sayısı gittikçe sıklaşan baz istasyonları, mikrodalga boyutunda radyasyon yayan yeni teknoloji, bağımlı olunan elektronik aletler, insanlığın zamanla kölesi olmasının an meselesi olduğu yapay zeka teorileri…

Geldiğimiz noktada ortak payda büyük.  Reçete çok net.  Bir, bağışıklığı dengede tutmak.  İki, toksin yükümüzü azaltmak.  

Dışarıdan yardım beklemek zamanı değil artık.  Bizi bir günde iyi edecek bir hapın peşine düşemeyeceğimizi biliyoruz, değil mi? Kaleler içten fethedilmek zorunda.  Her gün, adım adım eski normallerin yerine yenileri konulmalı.  Dengede bir bağışıklık için doğru gıda, sağlıklı bir sindirim, etkin emilim, dehasına sırtımızı dayayabileceğimiz bir beden… Doğamızla uyumlu gıdaları tüketmeye, yaralanmış beden sistemlerimizi onarmaya, mecburuz artık.  

Toksin yükü dengesi için doğada nefes almak, mikrobiyatamızı ‘solumak’, balkonda dahi olsa bahçecilik ile uğraşmak, elimizi toprağa, yemeğe değdirmek, dolayısıyla sinir sistemimizi dengelemek, mavi ışıkları azaltmak, birbirimize sarılmak, kahkaha atmak, zorundayız artık.

Eski normaller, yenileriyle değişmek zorunda… Bu söylemin içerdiği yas, duyulmak ister… Bu duruştan doğacak şefkat ve içbakışla insanlık ayağa kalkıp, normalleri bir bir baştan yaratmak zorunda.

“Normale dönemeyiz, çünkü eski normalimiz sorunun ta kendisiydi.”

X
X
Aşağıdaki formu doldurarak Ücretsiz Bilgilendirme Görüşmesi talebinde bulunabilirsiniz.