Sıhhatin Yolu Uykudan Geçiyor.

ASLI TÜR / 24 Haziran 2020

Sıhhat, tek ayaklı bir denklem değil.  Beslenme, sadece yiyecek girdisi çıktısı hiç değil.

 

Hatta araştırmalar gösteriyor ki, en sağlıklı yiyecekleri, en hesaplanmış, en temiz şekliyle bile tüketiyor olsak, sıhhatin diğer ayakları dengede değilse, bunun tek başına işe yaramasını beklemek büyük yanılgı.  Hatta bu mükemmellik arayışında kronik olarak yaşamak, sinir sistemimiz ve bedenimiz için büyük tahribat.

 

Sıhhatin yapıtaşları çok ayaklı, ki beslenme terapisinde üzerinde derince çalıştığımız temeller bunları desteklemek için, fakat bu yazı için konumuz başka: UYKU.

 

İyi ve kaliteli uyku icin otonom sinir sistemimiz nerelerde olmalı?  Gün içinde hangi davranışlarımız akşam tavanlara bakmamıza, gece kesik kesik uyumamıza, sabah kendimizi sürüyerek yataktan kazınmamıza sebep? Aynı şekilde iyi alınmamış bir gece uykusu ertesi gün bizi hangi girdapların içine sürüklüyor? Bu iki ucu sivri değneği ortadan kırıp yontmak mümkün mü? Nasıl?

 

Gece iyi uyuyabilmek icin gün içinde karşılaştığımız duygularımızdan kaçmayarak. Öncelikle karşılaştığımız duygunun ne olduğuna, nereden geldiğine bakmayı araştırarak.  Kaçmak derken, nasıl? Kimimiz için bu @instagram, kimimiz için sahici olmayan bir müthiş yoğunluk, kimimiz için arka arkaya toplantı, şimdilerde televizyona yapışma (koronagünleri) veya kendimizi tabak tabak yemeğe, kalıp kalıp çikolataya gömerek adeta varlığımızdan “firar etme” dürtüsü.

 

Dur.  Burda bir dur.

 

O bastırmayı ezberlediğin duyguya, o eşinin seni görmemesinin uyandırdığı değersizlik hissine, o şimdilerde nurtopu gibi kucağına düşen ev-okul düzenini hazırlarken içinde tetiklenen iç çocuğun isyanına, dünyada olup bitenin sadece felaket çağrıştıran öyküsüne, o aynada yüzüne bakarken bir türlü kendin tarafından kabul görmemiş bedeninin hüznüne kulak ver.  Bir türlü kaçacak delik bulamadığın o evde, firar adına, kendini fantezi dünyası Instagram’a, felaket tellalı TV ekranına, koca kavanoz Nutella’ya gömme.

 

Dur. Bak. Farket. Besle.

 

Dur. Ağla. Kucakla. Tekmele. Girdiğin gireceğin duygu her ne ise, içinde dur bak bakalım, ne kadar sürecek, ne diyor? Merak et.

 

Zamanın durmasını izle.  Çaresizliğin içinde sıkışmış varlığına değil, dört duvar arasında, derinin içinde, esneyebildiğin alana ve bedenine dolan nefesin yolculuğuna odaklan.

 

Şimdi kalk.

 

Yüzünü yıka (aman elini unutma). Duşa gir. Dans et. Bedenini hisset. Suyu, sabunu kokla. Kendini duymuş olmanın üzerine getirdiği yumuşaklığa göz kırp.

 

Bak bakalım şimdi, o yoğunluğunu sisteminin kaldıracağı yere getiriyor musun? Ya da onsuz yaşayamayacağını sandığın Nutella’ya yan gözle selam çakıyor musun?

 

Ve bir bak bakalım, bu akşam nasıl UYUYORSUN?  Nasıl gündüz derdi duyulan bebeler, akşam rahat uyuyorlarsa, derdi dinlenen beden nasıl da çözülüyor…  Otonom sinir sistemi nasıl dengeye geliyor, ve o çarkı nasıl da tersine döndürüyor.

 

Bak bakalım.

 

Araştır.

 

Bugün yeni bir gün.

X
X
Aşağıdaki formu doldurarak Ücretsiz Bilgilendirme Görüşmesi talebinde bulunabilirsiniz.